Dokunulmazlık Açmazı
Terör konusunda konuşulmayan konulardan biri de dokunulmazlık. Hani şu 2002 yılında RTE’nin yetmiş milyon insanın önünde kaldıracağına söz verip de kaldırmadığı dokunulmazlık. 4,5 yıl boyunca boyunca kaldırmamak için bin türlü mazereti ürettiği dokunulmazlık.
Yazının tamamını okuyun
Aman İstikrar Bozulmasın
Subay kızı olduğunu ve okula Siirt’teki Mehmetçik İlkokulu’nda başladığını belirten 22 yaşındaki Lale Can, İngiltere’deki Oxford Üniversitesinde RTE’ye şöyle bir soru sormuş: “Hayatımda beni en çok etkileyen, 7 yaşımdayken üsteğmen Erol Amcamın bana kestane şekeri aldıktan sonra PKK’yla savaşmaya gidip geri dönmemesi. Bunu asla unutamıyorum. Geri döneceğim, söz geleceğim dedi ama asla geri dönmedi. Bizim subaylarımız şehit olurken neden biz hiçbir şey yapamıyoruz, terörle uğraşan ülkelerden bizim ne farkımız var.”
Yazının tamamını okuyun
Çarpılı Demokrasi
Günlerdir Zülfü Livaneli’nin ortaya attığı iddia konuşuluyor. İddiaya göre Deniz Baykal, Recep Tayyip Erdoğan’la Beylerbeyi’nde Seaport isimli lüks bir balık lokantasında yaptığı gizli buluşmada Anayasa değişikliği yaparak Erdoğan’ı başbakanlığa getirme sözü vermiş. Baykal bu görüşmeyi önce inkar etse de daha sonra kabul etmek zorunda kaldı.
Bu olayda dikkati çeken noktalar şunlar:
- Baykal, söylediklerinin doğruluğunu ispatlamak için “inanmazsanız Erdoğan’a sorun” diyebilir ama demiyor.
- Partideki bazı isimler muhalif seslerin üzerine “çarpılar” çizerek partideki demokrasiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Hatta bu isimler bir televizyon kanalındaki canlı yayında daha da ileri giderek Livaneli’nin bütün bunları nobel ödülü için yaptığını söyleyebiliyor.
- En ilginç olan ise yapıldığı iddia edilen görüşmenin diğer kahramanı Erdoğan’dan tek bir ses çıkmaması. Demokratik basınımız da mikrofonlarını bu konuda Erdoğan’a uzatmış değil.
İşte Türkiye’deki demokrasi. Biraz çarpık, biraz çarpılı…




