Attila İlhan’a Hasretle…

Melike İlgün, bugünkü yazısında Attila İlhan’ı çok güzel cümlelerle anmış:

Attila İlhan’a hasretle…

Ölümünün ikinci yıldönümünde O’nu kendisini en iyi anlattığına inandığım satırlarla, O’nun gibi küçük harflerle ama büyük bir hasretle anıyorum.

“allah’ın günü yazıp durduklarımı niye okuduğunuzu hiç düşündünüz mü? ben söyleyeyim. sırasında patavatsızlığa varan bir açıksözlülüğüm var, fena halde doğru söylerim, etrafta o kadar çok yalan söyleniyor ki, aklı başında her insan doğru söyleyeni mumla arıyor; böyle birini bulur gibi olunca da, dediklerine şöyle bir göz atmadan edemiyor! kendimi bildim bileli böyle yazdim; önceleri haşarılık dediler, sonra hırçınlık, baktılar ki acıtıyor, susup sessizlikte boğmayı denediler, olmadı. türk okuru, taş çatlasa da doğru söyleyeni; çıkar hesapları olmayanı sezmekte; ne yapıp yapıp yazdıklarını okumaktadır.”

Attila İlhan’ı ben de saygıyla anıyorum.

Duraklatılmış Ulusal Eğitim

Melike İlgün’ün bugünkü yazısı çok ilginç. Şöyle yazmış:


Semra Sezer gitti. Hayrünnisa Hanım geldi. Ulusal Eğitim’e Destek Kampanyası yok artık. Siteye girin bakın. Kocaman yazıyor: DURAKLATILMIŞ diye. Ne manalı değil mi? Türkiye gibi…

Yazının tamamını okuyun

 İlk sayfa Önceki 1 / 1 Sonraki Son sayfa

Kapat
E-posta ile paylaş