Emperyalizmin Uşakları

“Emperyalizmin Uşakları-İhanetin Belgeleri” isimli eseri mutlaka okumalısınız. Vural Savaş yine en önemli belgeleri biraraya getirip muhteşem bir kitap hazırlamış.

Kitaptan birkaç alıntıyla merak uyandırmak istedim:

“Dr.Hasan İleri, Türkiye’de Sosyal Demokrasi adlı eserinde, Atatürkçülükle sosyal demokrasinin hiçbir zaman bağdaşmadığını şu çarpıcı cümlelerle açıklığa kavuşturmuştur:

Sosyal Demokrat Parti Lideri Hasan Rıza, 3 Nisan 1929 tarihli Sosyalist Enternasyonel’e yazdığı mektupta Kurtuluş Savaşı’nı görmezden gelmiş, ‘Türkiye’nin Wilson ilkelerini benimsediğini’ belirterek ‘belli bir uyuşmazlık içinde yaşamakta olan çeşitli etnik kümelenmelere örgütümüzün fikirlerini yaymak ve bu arada olası kardeşlik duyguları üzerinde mutabakat kurulmasını sağlamak’tan bahsetmektedir. Mektubun ikinci sayfasında ise H. Rıza ‘yardım ve hayatlarına mukayyet olunmasını’ istemektedir.

Türkiye’deki olumlu hareketlere hiç değinmeyen, onu dışarı şikayet eden, Türkiye’nin etnik sorunlarını gereksiz yer ve zamanda gündeme getiren bu yaklaşımlara Atatürk ve İnönü’nün soğuk bakmaları doğaldır.

Birinci kuşak sosyal demokratlar, Atatürk’e ve Kemalizm’e muhaliftirler. Bu nedenle olumlu yönde kayda değer görülmemiş, zararlı görülmüşlerdir.

Tarihi gerçekler böyleyken, Türkiye’de sosyal demokrasiyi, M. Kemal Atatürk’te aramak yanlışlığı bitmelidir. Türkiye’de sosyal demokrasi Kemalizm’den öncedir, ondan eskidir ve 1960′ların birinci yarısına kadar Kemalizm’den ayrı bir yol, bir çizgi izlemiştir. Mustafa Kemal’in radikal çizgisine sosyal demokrasi uygun düşmemiştir.

Sosyal demokrasi yüzyılın başında insanlık için umut olmuş olabilir. Ama Türkiye için bu yüzyılın başında, H. Rıza’nın liderliğindeki sosyal demokrat hareket umut olmamış, M. Kemal’in başında olduğu Kemalist hareket başarılı olumştur.

Sosyal demokrasinin özgürlük, eşitlik, adalet, dayanışma, demokrasi ve barış idealleri M. Kemal hareketi içinde vardır. Bu idealleri sadece sosyal demokrasiye mal etmek doğru değildir.

1931 Mayıs’ında toplanan CHP kurultayı devletçiliği benimsemiş ve devletçilik ilkesi Altı Ok’un ortasında ve en uzunu ve başlangıcı çentikli olarak yerini almıştır.

Altı Ok’un omurgası laiklik değildir. Altı Ok’un omurgası devletçiliktir ve özellikle ekonomik devletçiliktir. Altı Ok’taki okların sıralanması ve uzunluğu tesadüfi değildir. Devletçilik okunun bir yanında halkçılık, bir yanında laiklik okları vardır. Halkçılık ve laiklik okları adeta devletçilik okuna dayanmış gibidir. Bütün oklar, alttaki devrimcilik okunun üstünde yer almakta, yani ona dayanmaktadır.

Okları bir sistem kabul edersek, sistemin omurgası devletçilik oku olmaktadır. En uzun ok devletçiliktir. Devletçilik okundaki çentik ise özel teşebbüsü, yani karma ekonomiyi göstermektedir.

M. Kemal komünizmi tartışmış, ekonomik liberalizmi uygulamış, radikal oldukları için her iki ideolojiyi de kayda değer bulmuştur. Sosyal demokrasiyi ise olumlu yönde kayda değer bulmamış, 13 Mayıs 1925 tarihli kararname ile zararlı bularak yasaklamıştır.

Son yıllarda tamamen terk ettiğimiz ekonomik devletçiliğin bıraktığı boşluk giderilememiş, istihdam sorunu özellikle güneydoğuda çözülemediği için batıya büyük göç dalgaları olmuş, özel sektör doğu ve güneydoğuya gitmemiş, bunun sonucu olarak azan bölücü terör, Türkiye bütçesine yeni bir gider kalemi getirmiştir…”

* * *

“Sene 1961′dir.

Merhum Korgeneral Atıf Erçıkan, kurmay albay olarak NATO karargahında görevlidir. Biraz sonra yapılacak olan bir toplantı için toplantı masasında oturmuştur. NATO görevlisi tarafından önüne bir dosya konur. Albay Erçıkan, gündemle ilgili olduğu dosyanın kapağını kaldırır. Lakin, az önce dosyayı Türk temsilcisi Albay Erçıkan’ın önüne koyan NATO görevlisi hızla gelir ve dosyayı adeta kapar gibi Erçıkan’ın elinden alır.

“Özür dilerim” der, “bir yanlışlık oldu!” Ama Türk albay göreceğini görmüştür. NATO’nun, yani Türkiye’nin üyesi olduğu silahlı gücün “yanlışlık” Türk albayın önüne koyduğu dosyada şunlar yazmaktadır: “Sovyetler’in çözülmesini takip eden safhada Türk gücünün yükselmesi, Türk devlet ve toplumları arasında dayanışma ve birlik kurulmasını önlemek için alınması gereken önlemler.” Dehşete kapıldınız değil mi ?…”

* * *

“Bizdeki imam hatip benzeri bir okulun faaliyet göstermesine İtalyan aydınları şu düşünce ile karşı çıkmışlardır:

Okul, basit bir bilgi ve bilim kurumundan ibaret değildir. Okul, bir ülkenin ortak yurttaşlık değerlerini öğreten; anayasal düzen etrafında biraraya gelen ‘yurttaş’ kavramını yaratan, bir sosyalleşme yeridir. Uluorta öne sürülen her dayatmanın ‘vazgeçilmez hak’ diye talep edildiği bir ortamda ‘cumhuriyet eğitimi’ verilemez. (Nilgün Cerrahoğlu, İtalyan Usulü ‘İmam Hatip’…, Cumhuriyet gazetesi, 12 Temmuz 2004)”

Emperyalizmin Uşakları
Vural Savaş
Bilgi Yayınevi
472 s.

Benzer Yazılar




Yorumlar

Yorum Yapın




Kapat
E-posta ile paylaş