Avrupa Birliği’nin Neresindeyiz?
Metin Aydoğan’ın “Avrupa Birliği’nin Neresindeyiz?” isimli kitabı enfes bir yapıt. AB ile Türkiye ilişkilerini, o kadar güzel anlatmış ki. Tanzimattan günümüze kadar Avrupa ülkelerinin Türkiye üzerinde oynadığı oyunları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş.
Vural Savaş’ın kitap hakkındaki yorumu ise şöyle: “Attila İlhan, Metin Aydoğan’ın “Bitmeyen Oyun” kitabı için okuduğum en güzel şiir diyor, ben de Sayın Aydoğan’ın “Avrupa Birliği’nin Neresindeyiz?” kitabı için, okuduğum en iyi iddianame diyorum. Olağanüstü önemde olan bu kitabı her Türk aydını okumalıdır.”
Kitaptan birkaç alıntıyla merakınızı biraz daha arttırmak istiyorum:
“Kendilerini batılılaşmacı olarak gören, köklerinden koparak yozlaşan, halkla ilişkisi olmayan, topluma yabancılaşan “aydın” türünün ortaya çıkması ve bunların devlet kadrolarında üst düzey görevlere getirilmesi, doğal olarak kamusal işleyişin daha çok bozulmasına neden oldu. Kamu görevlileri ve “aydınlar”, kendilerini batının cazibesine öylesine kaptırıp yozlaştılar ki, “kara cahil” bir “sürü” olarak gördükleri halka hizmet etmek bir yana ondan “tiksinti” duyan ve uzak durmaya çalışan garip insanlar haline geldiler. Batıcılık bir modaydı artık ve bu moda tam anlamıyla bir Batı dandizmiydi. (Dandizim: giyiminde, davranışlarında, beğenilerinde ve toplumsal davranışlarında aşırı bir özenti içinde olan erkek; züppe)”

“Atatürk, özdeğerlerden ödün vermeden kalkınıp güçlenmek ve ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmak ile “Avrupa’yı taklit etmek”, “Avrupalılaşmak” ya da “Avrupalı olmak” gibi teslimiyetçi davranışlar arasına, net ve ayırıcı bir çizgi çizmiştir.”
“Avrupalılar, Türkiye tarafından imzalanacağından son ana dek kendilerinin bile emin olmadığı Gümrük Birliği Protokolü’nü, 6 Mart 1994′te Türkiye’nin önüne koydular. O günlerde iktidarda olan DYP-CHP hükümeti, protokolü, Avrupalıları bile şaşırtan bir istekle ve hiç tartışmadan derhal imzaladı. Üstelik bu girişim Türkiye kamuoyuna, ulusal bir zafer gibi sunuldu. Birlik yetkilileri o denli şaşırmışlardı ki “ne olur ne olmaz” diye olacak anlaşmayı, yürürlüğe gireceği 1 Ocak 1996′dan iki hafta önce, o güne dek üye olan hiçbir ülke için uygulamadıkları bir yöntemle bir de Avrupa Parlementosuna onaylattılar.”
“Almanya DIşişleri Bakanı Hans Dietrich Genscher, Almanya’nın önemli gazetelerinden Süddeutsche Zeitung’a 1992 yılında verdiği demeçte: “Biz Yugoslavya’da yeni bir model oluşturduk, Türkler de Kürtlerle buna benzer bir model üzerinde anlaşmalıdırlar.” dedi. Genscher’in bu sözleri söylemesinden bugüne dek geçen on yıl içinde AB, Türkiye’ye yönelik olarak; azınlık hakları, Kürt özerkliği, ana dilde eğitim ve yayın, insan hakları gibi kavramlarla pek çok kabul edilemez karar aldı. Kararların amacı ve yöneldiği hedef açıkça belliyken, “Yugoslavya’da oluşturulan yeni modelin” Yugoslavya’yı ne hale getirdiği ortadayken; Türkiye’yi yönetenler, alınan kararlara ciddi bir tepki göstermediler, tam tersi AB’den gelen istekleri yerine getirmek için birbirleriyle yarıştılar; yarışmaya da devam ediyorlar.”
Avrupa Birliği’nin Neresindeyiz?
Metin Aydoğan
Umay Yayınları
505 s.
Benzer Yazılar
Yorumlar
Yorum Yapın




